İçeriğe geç

Lozan’da Kıbrıs kime verildi ?

Tarihte bazı olaylar vardır ki, hem ciddi hem de komik bir yanı vardır. Osmanlı’nın Kıbrıs’ı İngiltere’ye “buyur kardeşim sen bak” dercesine devretmesi de onlardan biri. Bir imparatorluğun stratejik hamlesi ile “komşuya tabağı iade ederken içine kurabiye koyma” nezaketi arasında gidip gelen bu olay, aslında dönemin diplomatik zekâsını ve çaresizliklerini bir arada gösteriyor. Hadi gelin, tarihin bu ilginç sahnesine biraz mizah, biraz tarih bilgisi, bolca da kahkaha serpiştirerek bakalım!

Osmanlı’nın “Kıbrıs Meselesi”: Strateji mi, Mecburiyet mi?

1878 yılına geldiğimizde Osmanlı İmparatorluğu’nun gülleri solmuş, gençlik enerjisi gitmişti. Tanzimat ve Islahat’la gelen reform enerjisi yetmemiş, imparatorluk yorgun bir maratoncunun son düzlükte su arayışına girdiği gibi “bir müttefik bulayım da nefes alayım” moduna geçmişti. İşte tam o sırada, Avrupa sahnesinde kurnaz bir tilki gibi gezen İngiltere devreye girdi.

İngilizler, “Bak Osmanlı kardeşim,” dediler, “biz seni şu Rusya belasıyla uğraşırken yalnız bırakmayız, yeter ki Kıbrıs’ı bize bir süreliğine ver.” Osmanlı ise dönemin koşullarında “hayır” deme lüksüne sahip değildi. Çünkü Rusya, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan galip çıkmış ve Balkanlardan Kafkaslara kadar tehdit oluşturmuştu.

Stratejik Düşünen Erkekler, Empati Yapan Kadınlar: Diplomasi Sofrasında Cinsiyet Rolleri

Erkeklerin çözüm odaklı bakış açısıyla baktığımızda Osmanlı’nın yaptığı tam bir “zararın neresinden dönülse kârdır” hamlesiydi. İmparatorluk, Rusya’ya karşı güçlü bir Avrupa desteği almak istiyordu ve İngiltere de bu desteğin anahtarıydı. “Kıbrıs gitsin ama biz Balkanları, Boğazları ve İstanbul’u koruyalım” diye düşünen devlet adamlarının stratejik planı devreye girdi.

Öte yandan empatik ve ilişki odaklı bir yaklaşım sergileyen kadın bakış açısıyla olayın başka bir yönü de vardı: Osmanlı, İngiltere ile iyi ilişkiler kurarak Avrupa’daki itibarını korumaya çalışıyordu. “Komşuyla iyi geçin, belki bir gün sana da lazım olur” mottosunun diplomasi versiyonu sahnedeydi. Bu iki farklı yaklaşım birleşince, ortaya “kurtarıcı görünen ama içten içe üzücü” bir karar çıktı.

“Geçici” Kira Sözleşmesi: Kıbrıs El Değiştiriyor

İşin en ilginç kısmı ise, Kıbrıs’ın İngiltere’ye doğrudan verilmemiş olması. Osmanlı, adayı resmen değil “idare hakkı” ile İngiltere’ye devretti. Yani anlaşma kâğıt üzerinde şöyleydi: “Bizim mülkiyet hakkımız devam etsin ama siz yönetimini devralın.” Bu bir nevi ev sahibi ile kiracı ilişkisine benziyordu. İngiltere kiracıydı ama o kadar iyi yerleşti ki, evi kendi evi gibi döşedi ve 1914’te “Ben artık buradayım” deyip işi resmileştirdi.

Tarihin Esprili Tarafı: Osmanlı’nın “İngiliz Planı”

Osmanlı’nın bu hamlesi aslında bir “diplomatik manevra”ydı. İngilizleri yanına çekerek Rusya’nın ilerleyişini durdurmak istiyordu. Fakat tarih öyle bir cilve yaptı ki, İngiltere bir dost gibi girip “ev sahibi” gibi çıkıverdi. Bu durumu günümüz tabiriyle anlatırsak: Osmanlı ev arkadaşına “birkaç gün sende kalayım” demiş, İngiltere de “tabii ki” deyip eve taşınmış, sonra da tapuya adını yazdırmış gibi oldu.

Yine de dönemin koşullarında Osmanlı için bu bir hayatta kalma stratejisiydi. Devletin topraklarını korumak için bir parçadan feragat etmek gerekiyordu ve Kıbrıs, stratejik önemi yüksek ama uzaklığı nedeniyle daha “verilebilir” bir konumdaydı.

Bugünden Bakınca: Ders Çıkarmak Mümkün mü?

Osmanlı’nın Kıbrıs’ı İngiltere’ye vermesi, sadece bir toprak kaybı değil, diplomasi tarihinde önemli bir dönüm noktasıydı. Bu olay, uluslararası ilişkilerde bazen küçük ödünlerin büyük sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Ayrıca güçlü müttefiklere yaslanmanın da her zaman beklenen sonucu vermediğini hatırlattı.

Şimdi gelin, şu soruları birlikte düşünelim: Sizce Osmanlı o dönemde başka bir seçenek bulabilir miydi? İngiltere gerçekten “yardımsever dost” muydu, yoksa “kurnaz komşu” mu? Ve en önemlisi, tarih tekerrür ederse biz benzer bir durumda nasıl davranırdık?

Cevaplarınızı yorumlara yazın, çünkü tarih sadece geçmişi anlamak için değil, bugünü sorgulamak için de vardır. Belki de bu tartışmadan hep birlikte yeni bir “Kıbrıs dersi” çıkarabiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet bahis sitesi